Hukuk Gündemi: Eser sahibinin ölümünden sonra telif hakları — Av. Gizem Gonce

Eser Sahibinin Ölümünden Sonra Telif Hakları Kime Kalır? Mirasçıların Mali ve Manevi Hakları — Av. Gizem Gonce

Mirasçıların Eser Üzerindeki Mali ve Manevi Hakları Nelerdir? Yargıtay Kararları Işığında Telif Mirası

Haber-Röportaj | Avukat Gizem Gonce

Bir kitabın, müzik eserinin, filmin, fotoğrafın, resmin, senaryonun veya başka bir fikrî ürünün ortaya çıkması yalnızca yaratıcı bir süreci değil, aynı zamanda ekonomik ve hukuki değer taşıyan bir hak alanını da beraberinde getiriyor.

Peki eser sahibinin vefatıyla birlikte bu haklar sona mı eriyor? Hayır.

Eser sahibinin ölümü, eser üzerindeki mali hakların ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Eser sahibinin sahip olduğu hakların önemli bir bölümü miras yoluyla mirasçılara geçerken, bazı manevi hakların kullanımı bakımından FSEK özel hükümler getiriyor.

Bu nedenle özellikle yayınevleri, yapım şirketleri, prodüksiyon şirketleri, dijital platformlar, müzik şirketleri ve diğer ticari işletmeler açısından eser sahibinin ölümünden sonra yapılacak kullanımlarda mirasçıların haklarının doğru şekilde tespit edilmesi büyük önem taşıyor.

Konunun hukuki boyutlarını Avukat Gizem Gonce ile konuştuk.

Eser sahibi vefat ettiğinde eser üzerindeki telif haklarına ne olur?

“Eser sahibinin ölümü, telif haklarının sona erdiği anlamına gelmez.”

Eser sahibinin vefatıyla birlikte eser üzerindeki mali hakların önemli bir bölümü miras yoluyla mirasçılara intikal eder.

Burada öncelikle eser sahibinin hangi haklara sahip olduğunun belirlenmesi gerekir.

FSEK kapsamında eser sahibine tanınan başlıca mali haklar;

  • işleme hakkı,
  • çoğaltma hakkı,
  • yayma hakkı,
  • temsil hakkı,
  • işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkıdır.

Bunların yanı sıra FSEK’te bazı özel yetkiler de düzenlenmiştir.

Dolayısıyla bir eser sahibinin vefatından sonra üçüncü kişilerin eseri kullanmaya devam edebilmesi, her durumda serbest oldukları anlamına gelmez.

Eser üzerindeki mali haklar bakımından mirasçıların hak sahipliği doğabilir ve bu hakların kullanılması sırasında mirasçıların rızası veya hak sahibi sıfatıyla yapacakları değerlendirme önem kazanabilir.

Mirasçıların eser üzerindeki haklarını hangi başlıklar altında değerlendirebiliriz?

Bunu iki ana başlık altında incelemek gerekir:

1. Mali haklar

Eser sahibinin sahip olduğu mali haklar, niteliğine göre miras yoluyla mirasçılara geçebilir.

Bu kapsamda mirasçılar, örneğin;

  • eserin çoğaltılması,
  • yayılması,
  • işlenmesi,
  • temsil edilmesi,
  • dijital ortamda umuma iletilmesi

gibi ekonomik değere sahip kullanımlar bakımından hak sahibi olabilirler.

Bu hakların üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılması halinde somut olayın şartlarına göre tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve tazminat gibi hukuki talepler gündeme gelebilir.

2. Manevi haklar

Manevi haklar bakımından ise FSEK’in özel düzenlemeleri bulunmaktadır.

Eser sahibinin ölümünden sonra özellikle eserin kamuya sunulması, eser sahibinin adının belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasına ilişkin yetkilerin nasıl kullanılacağı konusunda kanun özel bir sistem öngörmektedir.

Dolayısıyla mirasçıların yalnızca ekonomik gelir elde etme bakımından değil, murislerinin eser üzerindeki manevi bağının korunması bakımından da önemli yetkileri bulunmaktadır.

Eser sahibinin ölümünden sonra manevi haklar bakımından hangi düzenleme özellikle önem taşıyor? FSEK m. 19 neden önemli?

FSEK’in 19. maddesi burada son derece önemlidir.

Kanun, eser sahibinin ölümünden sonra bazı manevi hakların kullanılmasına ilişkin özel bir sistem öngörüyor.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2008/11-368 Esas, 2008/393 Karar sayılı kararında da FSEK’in 19. maddesi ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir.

Yargıtay’a göre, eser sahibinin ölümünden sonra kanunda sayılan kişiler, FSEK’in 14 ve 15. maddelerinde düzenlenen bazı yetkilerin kullanım tarzını belirleyebilirler.

Örneğin;

  • eserin kamuya arz edilip edilmeyeceği,
  • ne zaman kamuya sunulacağı,
  • hangi şekilde yayımlanacağı,
  • eser sahibinin adının kullanılıp kullanılmayacağı

gibi hususlarda murisin iradesinin korunması önem taşımaktadır.

Yargıtay ayrıca bu yetkilerin ihlali halinde, kanunda belirtilen kişilerin tecavüzün ref’i ve men’i davalarına başvurabileceklerini kabul etmiştir.

Mirasçıların eser üzerindeki bütün hakları sınırsız mıdır?

“Mirasçı olmak ile her manevi hakkı aynı şekilde kullanmak aynı şey değildir.”

Hayır.

Bu noktada oldukça önemli bir ayrım yapmak gerekir.

Eser sahibinin ölümüyle birlikte mirasçılar bakımından otomatik olarak “eser üzerindeki bütün haklar aynı biçimde mirasçılara geçmiştir” şeklinde basit bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Mali hakların intikali ile manevi hakların ölümden sonra kullanılması farklı hukuki rejimlere tabidir.

Ayrıca eser sahibinin yaşamı sırasında yaptığı sözleşmeler, mali hakların devri, lisans sözleşmeleri, yayım sözleşmeleri, yapım sözleşmeleri ve diğer hukuki işlemler mutlaka incelenmelidir.

Bu nedenle bir eserin mirasçılar açısından hukuki durumunu belirlemek için yalnızca veraset ilamına bakmak yeterli değildir.

Eserin niteliği, murisin yaptığı sözleşmeler, hakların daha önce devredilip devredilmediği, kullanım süresi ve kullanım biçimi birlikte değerlendirilmelidir.

Bu konuda yakın dönem açısından dikkat çekici bir Yargıtay kararı var mı?

Yargıtay’dan dikkat çeken karar: Ali Kemal Sunal’ın mirasçıları

Evet.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1 Aralık 2022 tarihli kararı, mirasçıların bağlantılı haklar bakımından sahip olduğu yetkileri göstermesi açısından son derece önemli bir örnektir.

Uyuşmazlık, Ali Kemal Sunal’ın rol aldığı sinema eserleri ve mirasçılarının hakları üzerinden şekillenmiştir.

Kararda, icracı sanatçının sahip olduğu bağlantılı mali hakların ölümle birlikte mirasçılarına intikal edebileceği ve bu hakların eser sahibinin veya yapımcının haklarından bağımsız şekilde korunabileceği değerlendirilmiştir.

Bu yaklaşım son derece önemlidir.

Çünkü bir sinema eserinin yapımcısının eserden kaynaklanan haklara sahip olması, filmde rol alan icracı sanatçının kendi bağlantılı haklarının otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir.

Yargıtay, somut uyuşmazlıkta icracı sanatçının mali haklarının ölümünden sonra mirasçılarına geçtiğini ve bazı kullanımların mirasçıların iznine tabi olduğunu kabul etmiştir.

Bir yayınevi, yapım şirketi veya başka bir şirket murisin eserini izinsiz kullanıyorsa mirasçılar ne yapabilir?

Somut olayın özelliklerine göre mirasçıların çeşitli hukuki talepleri gündeme gelebilir.

Bunlar arasında;

  • tecavüzün ref’i,
  • tecavüzün men’i,
  • maddi tazminat,
  • manevi tazminat,
  • haksız kullanımın tespiti,
  • izinsiz kullanımın durdurulması,
  • kullanım nedeniyle doğan mali hak bedellerinin talep edilmesi

gibi hukuki yollar bulunabilir.

Ancak hangi talebin ileri sürülebileceği, ihlal edilen hakkın niteliğine ve FSEK’in ilgili hükmüne göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle manevi haklar açısından mirasçıların hangi sıfatla ve hangi yetki kapsamında hareket ettiği dikkatle incelenmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da mirasçıların FSEK’in 19. maddesinden kaynaklanan yetkilerinin kapsamını değerlendirirken, bazı manevi hakların kullanım tarzını belirleme yetkisi ile bazı hakları kendi adlarına kullanma yetkisi arasında ayrım yapmıştır.

Eser sahibi ölmeden önce bir yayıneviyle veya yapımcıyla sözleşme imzalamışsa mirasçılar bu sözleşmeyi yok sayabilir mi?

Bu, uygulamada en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan biridir.

Eser sahibinin sağlığında imzaladığı sözleşmenin içeriği mutlaka incelenmelidir.

Çünkü;

  • Hangi mali hak devredildi?
  • Devir süresi ne kadardı?
  • Hangi kullanım biçimleri sözleşme kapsamındaydı?
  • Sözleşme hangi tarihte sona eriyordu?
  • Sözleşme münhasır mıydı?
  • Dijital kullanım hakkı açıkça düzenlenmiş miydi?

gibi soruların tamamı önemlidir.

FSEK sisteminde mali haklara ilişkin sözleşmelerin şekli ve kapsamı bakımından özel hükümler bulunmaktadır.

Dolayısıyla mirasçılar, murisin daha önce imzaladığı sözleşmeleri incelemeden doğrudan “haklarımız bize geçti” şeklinde hareket etmemelidir.

Öncelikle murisin hangi hakları elinde tuttuğu belirlenmelidir.

Eserlerin YouTube, dijital platformlar ve sosyal medya üzerinden kullanılması mirasçılar açısından yeni sorunlar doğuruyor mu?

Kesinlikle.

Dijitalleşme, telif hukukundaki en önemli uygulama alanlarından biri haline geldi.

Örneğin yıllar önce çekilmiş bir filmin bugün dijital platformda yayınlanması, eski bir kitabın e-kitap olarak yeniden satışa sunulması veya bir müzik eserinin dijital platformlarda kullanılmaya devam edilmesi halinde, yalnızca eserin ilk yayımlandığı dönemdeki sözleşmelere bakılması yeterli olmayabilir.

Yeni kullanım biçiminin sözleşme kapsamında olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Özellikle geçmiş tarihli sözleşmelerde bugün kullanılan dijital mecraların hiç öngörülmemiş olması, hak sahipliği bakımından önemli hukuki tartışmalar doğurabilir.

Bu nedenle mirasçıların, murisin eserlerinden doğan gelirleri ve üçüncü kişiler tarafından yapılan kullanımları düzenli şekilde takip etmeleri önem taşımaktadır.

Bir kişi vefat eden sanatçının eserini değiştirerek yayımlarsa mirasçılar buna müdahale edebilir mi?

Somut olayın özelliklerine göre evet.

FSEK’te eser sahibinin eserinde değişiklik yapılmasını menetme hakkı düzenlenmiştir.

Eserin özgünlüğünü ve eser sahibinin manevi bağını korumaya yönelik bu düzenlemeler, eser sahibinin ölümünden sonra da belirli ölçülerde korunmaktadır.

Yargıtay içtihadında da eser sahibinin ölümünden sonra manevi hakların korunmasına ilişkin özel sistemin devam ettiği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla mirasçıların rolü yalnızca “telif gelirini almak” değildir.

Bazı durumlarda mirasçılar, murisin eserinin nasıl sunulduğuna, eser sahibinin adının nasıl belirtildiğine ve eserin bütünlüğünün korunmasına ilişkin hukuki koruma mekanizmalarını da işletmek durumunda kalabilir.

Bir tablonun veya el yazmasının mirasçılara kalması telif hakkının da onlara geçtiği anlamına gelir mi?

“Eserin fiziksel sahibi olmak, telif hakkının sahibi olmak değildir.”

Burada çok önemli bir ayrım var.

Bir eserin üzerinde somutlaştığı fiziksel eşyanın mülkiyeti ile fikrî hak sahipliği aynı şey değildir.

Örneğin bir yağlı boya tablo miras yoluyla bir kişiye kalabilir. Bu kişi tablonun fiziksel maliki olabilir; ancak bu durum tek başına eserden kaynaklanan bütün fikrî hakların sahibi olduğu anlamına gelmez.

Yargıtay da eser ile eserin somutlaştığı eşyanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bir eserin fiziksel mülkiyetini elde eden kişi, sırf malik olduğu için eser sahibine ait fikrî hakların tamamını kazanmaz.

Bu ayrım özellikle sanat eserlerinin mirasında büyük önem taşımaktadır.

Mirasçılar telif gelirlerini nasıl takip etmeli? Uygulamada mirasçılara ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle murisin bütün eserlerinin ve bunlarla bağlantılı sözleşmelerinin envanteri çıkarılmalıdır.

Örneğin;

  • kitaplar ve yayınevi sözleşmeleri,
  • müzik eserleri ve lisans anlaşmaları,
  • sinema ve televizyon yapımları,
  • fotoğraflar ve görsel eserler,
  • dijital yayın hakları,
  • işleme ve uyarlama hakları,
  • yurt dışındaki kullanım hakları

tek tek tespit edilmelidir.

Ardından eserlerin kimler tarafından, hangi mecralarda ve hangi sözleşmeye dayanılarak kullanıldığı araştırılmalıdır.

Özellikle uzun yıllardır yayımlanan veya dijital platformlarda yeniden dolaşıma giren eserlerde, mevcut kullanımın murisin sağlığında yapılan sözleşmenin kapsamını aşıp aşmadığı ayrıca incelenmelidir.

Genel olarak telif mirası nasıl değerlendirilmeli?

“Telif mirası, yalnızca ekonomik bir miras değildir.”

Eser sahibinin ardından kalan eserler, yalnızca ekonomik bir değer değildir.

Bir sanatçının kitabı, bir bestecinin müziği, bir oyuncunun icrası, bir ressamın tablosu veya bir yazarın senaryosu, aynı zamanda onun fikrî ve manevi mirasının bir parçasıdır.

Bu nedenle eser sahibinin ölümünden sonra mirasçıların yapması gereken yalnızca telif gelirlerini takip etmek değildir.

Eserlerin izinsiz kullanımını, sözleşmelerin kapsamını, dijital mecralardaki kullanımları ve eserin bütünlüğünü de takip etmek gerekir.

Yargıtay’ın özellikle FSEK’in 19. maddesi kapsamında verdiği kararlar, eser sahibinin ölümünden sonra da fikrî mirasın hukuki koruma altında olduğunu göstermektedir.

Ali Kemal Sunal’ın mirasçılarıyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ise bağlantılı hakların da ölümden sonra mirasçılara intikal edebileceğini ve üçüncü kişilerin kullanımının her durumda serbest kabul edilemeyeceğini göstermesi bakımından ayrıca önemlidir.

Sonuç olarak; eser sahibinin ölümü, eserin hukuki korumasının sonu değildir.

Tam tersine, ölümden sonra hangi hakların mirasçılara geçtiğinin, hangi hakların hangi kişiler tarafından kullanılabileceğinin ve üçüncü kişilerin kullanım yetkisinin bulunup bulunmadığının dikkatle belirlenmesi gereken yeni bir hukuki dönem başlamaktadır.

Bu nedenle telif hakkına konu bir eserin miras yoluyla intikal ettiği durumlarda, yalnızca mirasçılık belgesine değil, FSEK hükümlerine, murisin yaptığı sözleşmelere, hak devirlerine ve eserin güncel kullanım biçimlerine birlikte bakılması gerekir.

Avukat Gizem Gonce

Bloga dön