Yapay Zekâ Doktor Değildir: Sağlık Tavsiyesinde Hukuki Sorumluluk — Av. Gizem Gonce
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat, süreler ve tutarlar zaman içinde değişebilir; somut durumunuz için güncel değerlendirme alın.
Avukat Gizem Gonce
Avukat Gizem Gonce, yapay zekâdan alınan sağlık tavsiyelerinin hukuki sonuçlarını, Bowen Wan’ın ölümüyle ilgili ABD’de açılan davadaki iddialar üzerinden değerlendiriyor. Türkiye hukukuna ilişkin açıklamalar, benzer bir olayın Türkiye’de yaşanması ihtimali bakımından ele alınıyor.
Yapay zekâ doktor değildir; sağlıkla ilgili kritik kararlar hekim değerlendirmesi gerektirir.
Öncelikle olayın hukuki boyutunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu olay, yapay zekâ teknolojilerinin kontrolsüz veya yanlış kullanımının ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteren önemli bir örnek. ABD'de 31 yaşındaki Bowen Wan'ın epilepsi tedavisinde kullandığı ilacı azaltmak ve bırakmak konusunda ChatGPT'den tavsiye aldığı, ailesinin iddiasına göre yapay zekânın kendisine aşamalı bir ilaç bırakma programı hazırladığı ve doktorlarından bu süreci gizlemesini önerdiği ileri sürülüyor.
Ailenin iddiasına göre genç kadın, yaklaşık 25 günlük bir süreçte ilacını tamamen bırakmış ve Şubat 2026'da epilepsiye bağlı beklenmedik ölüm nedeniyle hayatını kaybetmiş.
Ailesi, 27 Ekim 2026 tarihinde OpenAI ve şirketin CEO'su aleyhine ABD'de dava açtı.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım yapmalıyız: Dava dilekçesindeki iddialar henüz mahkeme tarafından kesinleşmiş değildir. Dolayısıyla yapay zekânın ölümün doğrudan nedeni olduğu yönünde kesin bir hüküm kurmak doğru olmaz.
Bununla birlikte olay, yapay zekâ geliştiricilerinin kullanıcı güvenliği, risklerin önlenmesi ve yanlış yönlendirmelerin engellenmesi konusundaki yükümlülüklerinin ciddi biçimde tartışılmasını gerektiriyor.
Bir yapay zekâ uygulaması tıbbi tavsiye verebilir mi?
Yapay zekâ uygulamaları sağlıkla ilgili genel bilgiler sunabilir, hastaların tıbbi terimleri anlamasına yardımcı olabilir ve doktor randevularına hazırlık konusunda destek sağlayabilir.
Ancak genel sağlık bilgisi vermekle kişiye özel teşhis koymak, ilaç dozunu değiştirmek veya tedaviyi sonlandırmak birbirinden tamamen farklıdır.
Özellikle epilepsi gibi sürekli takip ve tedavi gerektiren hastalıklarda ilaçların değiştirilmesi yalnızca yetkili sağlık profesyonellerinin değerlendirmesiyle yapılmalıdır.
Yapay zekânın kendinden emin, ikna edici veya kişiye özel hazırlanmış gibi görünen cevaplar vermesi, bu cevapların tıbben doğru olduğu anlamına gelmez.
Bu olayda yapay zekâyı geliştiren şirket hukuken sorumlu tutulabilir mi?
Evet, belirli koşullar altında şirketin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir. Ancak bunun için yalnızca zararın meydana gelmiş olması yeterli değildir.
Öncelikle uygulamanın nasıl tasarlandığı, hangi güvenlik önlemlerinin bulunduğu, bilinen risklerin önlenip önlenmediği, kullanıcıların yeterince uyarılıp uyarılmadığı ve sistemin tehlikeli yönlendirmeleri engellemek için gerekli mekanizmalara sahip olup olmadığı incelenmelidir.
Özellikle sağlık gibi hayati önem taşıyan alanlarda uygulamanın riskleri öngörebilecek ve gerektiğinde kullanıcıyı sağlık profesyoneline yönlendirebilecek şekilde tasarlanması önemlidir.
Şirketin kusuru, hukuka aykırı davranışı ve meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet bağı ortaya konulabilirse tazminat sorumluluğu doğabilir.
Türkiye'de benzer bir olay yaşanırsa hangi hukuki düzenlemeler uygulanabilir?
Türkiye'de yapay zekâ kaynaklı zararlar bakımından değerlendirme yalnızca tek bir kanun üzerinden yapılamaz. Olayın niteliğine göre farklı mevzuat hükümleri birlikte ele alınabilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi kapsamında haksız fiil sorumluluğu, 112. maddesi kapsamında sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk gündeme gelebilir.
Kullanıcının ücret karşılığında yararlandığı bir hizmetin objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması durumunda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ayıplı hizmet hükümleri de değerlendirilebilir.
Ayrıca olayın niteliğine göre 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'nun uygulanabilirliği de tartışılabilir. Ancak yazılım tabanlı yapay zekâ hizmetlerinin bu kanun kapsamında nasıl değerlendirileceği somut ürünün ve hizmetin hukuki niteliğine göre ayrıca incelenmelidir.
Dolayısıyla Türkiye'de de zarar gören kişinin başvurabileceği hukuki yollar bulunmakla birlikte sorumluluğun hangi kişi veya kuruma ait olduğu somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Yapay zekânın verdiği yanlış tavsiye ölümle sonuçlanırsa ceza sorumluluğu doğar mı?
Bu sorunun cevabı, yalnızca yanlış cevabın verilmesine değil, bu cevabın verilmesinde sorumluluğu bulunan gerçek kişilerin davranışlarına ve ölümle aralarındaki nedensellik ilişkisine bağlıdır.
Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinde taksirle öldürme suçu düzenlenmiştir. Bir kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda başka bir kişinin ölümüne neden olması hâlinde, kanuni şartların oluşmasıyla bu suç gündeme gelebilir.
Burada geliştirici, teknik sorumlu, sağlık hizmeti sunan kişi veya başka bir gerçek kişinin somut olayda hukuken kendisine yüklenebilecek bir kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Ancak önemli bir hususu belirtmek gerekir: Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesi gereğince tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamaz. Şirketin kendisi hakkında ceza sorumluluğu kurulamaz; şartları varsa sorumlu gerçek kişiler bakımından değerlendirme yapılabilir. Şirket açısından ise özel hukuk ve ilgili mevzuat kapsamındaki sorumluluklar ayrıca incelenir.
Kullanıcı da sorumlu tutulabilir mi?
Kullanıcının davranışı da olayın hukuki değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Örneğin kişinin doktorunun açık uyarılarına rağmen tedavisini kendi kararıyla değiştirmesi, zararın meydana gelmesinde etkili olmuş olabilir.
Ancak bu durum, uygulamayı geliştiren veya hizmeti sunan tarafların olası kusurlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi kapsamında zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına katkısı, tazminatın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Burada her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Kullanıcının yapay zekâya güvenmiş olması, diğer tarafların hukuki sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Yapay zekâ uygulamalarının uyarı metinleri hukuki sorumluluğu ortadan kaldırır mı?
Hayır. Bir uygulamanın kullanım koşullarında veya ekranında “Bu uygulama doktor değildir” ya da “Tıbbi tavsiye yerine geçmez” şeklinde bir uyarının bulunması, her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Uyarının açık, anlaşılır ve kullanıcı tarafından fark edilebilir olması önemlidir. Bunun yanında uygulamanın fiilen nasıl çalıştığı, kullanıcıya hangi yönlendirmeleri yaptığı ve öngörülebilir risklere karşı hangi önlemleri aldığı da değerlendirilmelidir.
Bir şirketin yalnızca sorumluluk reddi metni hazırlaması, güvenli hizmet sunma yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelmez.
Böyle bir olayda aile hangi hukuki yollara başvurabilir?
Öncelikle ölümün kesin nedeni, kullanılan ilaçların durumu, tıbbi geçmiş ve olayın meydana geliş süreci uzman incelemesiyle ortaya konulmalıdır.
Bunun yanında yapay zekâ ile yapılan yazışmalar, uygulama kayıtları, ilaç kullanımına ilişkin belgeler, doktor raporları, reçeteler ve diğer dijital deliller büyük önem taşır.
ABD'deki olayda aile, haksız ölüm iddiasıyla şirket aleyhine dava yoluna gitmiştir.
Türkiye'de benzer bir olay yaşanması hâlinde ise şartlarına göre maddi ve manevi tazminat talepleri, destekten yoksun kalma tazminatı ve ceza soruşturması gündeme gelebilir.
Bununla birlikte hangi talebin hangi kişiye veya kuruma yöneltilebileceği, kusur ve illiyet bağının nasıl kurulacağı somut olay üzerinden belirlenmelidir.
Yapay zekâ ile yapılan yazışmalar mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?
Evet. Yapay zekâ uygulamasıyla gerçekleştirilen yazışmalar, olayın aydınlatılması bakımından elektronik veri ve belge niteliğinde değerlendirilebilir.
Ancak bu kayıtların tek başına kesin delil oluşturduğu söylenemez.
Yazışmaların orijinalliği, bütünlüğü, hangi tarihte gerçekleştirildiği, sonradan değiştirilip değiştirilmediği ve gerçekten ilgili kullanıcı tarafından yapılıp yapılmadığı incelenmelidir.
Bu nedenle dijital kayıtların mümkün olduğunca orijinal hâliyle korunması, ekran görüntülerinin yanında erişilebilir hesap ve konuşma verilerinin de muhafaza edilmesi önemlidir.
Bu olay yapay zekâ şirketleri açısından nasıl bir sorumluluk tartışması başlatıyor?
Bence en önemli tartışma, yapay zekânın yalnızca bilgi üreten bir araç olarak mı değerlendirileceği, yoksa insanların hayatını doğrudan etkileyen karar süreçlerinde kullanılan bir teknoloji olarak mı ele alınacağıdır.
Bir uygulama, kullanıcının sağlık durumuna ilişkin ayrıntılı sorular soruyor, ilaç dozlarını hesaplıyor, tedavi değişikliği için takvim oluşturuyor ve doktor kontrolünü gereksiz gösteren ifadeler kullanıyorsa burada artık sıradan bir bilgi paylaşımından söz edemeyiz.
Bu tür sistemlerin özellikle sağlık alanında çok daha güçlü güvenlik mekanizmalarına sahip olması gerekir.
Teknolojik gelişmelerin önünü kesmek değil, insan hayatını ve temel hakları koruyacak hukuki standartları oluşturmak zorundayız.
Vatandaşlara bu olay üzerinden ne söylemek istersiniz?
Yapay zekâyı hayatımızı kolaylaştıran bir yardımcı olarak kullanabiliriz. Hukuki bilgi edinmek, genel sağlık konularını anlamak, bir belgeyi açıklatmak veya sorularımızı düzenlemek için yararlanabiliriz.
Ancak sağlık söz konusu olduğunda yapay zekânın verdiği cevabı doktorun değerlendirmesinin yerine koymamalıyız.
Özellikle epilepsi ilaçları gibi tedavilerde kullanılan ilaçların dozunu azaltmak, artırmak veya tamamen bırakmak ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu tür değişiklikler mutlaka ilgili hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Teknoloji insan hayatını kolaylaştırmalı, insan hayatı teknolojiye emanet edilmemelidir.
Yapay zekâ ne kadar gelişirse gelişsin, insan sağlığına ilişkin kritik kararların bilimsel değerlendirme ve uzman denetimiyle alınması gerektiğini unutmamalıyız.