İcra Takibinde Ödeme Emrine İtiraz İçin Kaç Gününüz Var? — Eren & Gonce

İcra Takibinde Ödeme Emrine İtiraz İçin Kaç Gününüz Var?

İcra dairesinden gelen ödeme emri, borçlular açısından önemli hukuki sonuçlar doğurabiliyor. Borcun bulunmadığını, daha önce ödendiğini veya talep edilen miktarın hatalı olduğunu düşünen kişilerin yasal süreleri dikkatle takip etmesi gerekiyor. Avukat Aylin Esra Eren, ödeme emrine itiraz süresinin her takip türünde aynı olmadığını belirterek vatandaşları hak kaybına karşı uyardı.

İcra takibiyle karşılaşan vatandaşların en sık sorduğu soruların başında ödeme emrine kaç gün içinde itiraz edilebileceği, itiraz edilmediğinde ne olacağı ve süresi kaçırılan bir takibe karşı hangi hukuki yolların kullanılabileceği geliyor.

Özellikle borçlu olmadığını düşünen, borcunu daha önce ödemiş olan veya kendisinden talep edilen tutarın yanlış hesaplandığını belirten kişilerin, kendilerine gönderilen tebligatı dikkatle incelemesi gerekiyor.

Avukat Aylin Esra Eren, icra takibinde sürelerin önemine dikkat çekerek ödeme emrine itirazın nasıl yapılacağını ve sürenin kaçırılması hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçları anlattı.

Ödeme emrindeki süreyi mutlaka kontrol edin

Soru: İcra dairesinden ödeme emri gelen bir kişinin kaç gün içinde itiraz etmesi gerekir?

Avukat Aylin Esra Eren: Öncelikle ödeme emrinin hangi takip türüne ilişkin olduğunu belirlemek gerekir. Çünkü bütün icra takiplerinde aynı itiraz süresi uygulanmaz.

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu süre, ödeme emrinin düzenlendiği tarihten değil, kural olarak usulüne uygun tebliğ tarihinden itibaren hesaplanır.

Ancak kambiyo senetlerine özgü takiplerde, kira alacağı nedeniyle başlatılan tahliye takiplerinde ve diğer özel takip türlerinde farklı süreler ve özel usul kuralları bulunabilir. Örneğin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ödeme emrine itiraz süresi kural olarak beş gündür.

Bu nedenle vatandaşların kendilerine gelen her icra evrakı için doğrudan yedi günlük süreyi esas almaları doğru değildir. Öncelikle ödeme emrinin türü ve içeriği incelenmelidir.

İtiraz süresi nasıl hesaplanır?

Soru: Yedi günlük itiraz süresi hangi tarihte başlar?

Avukat Aylin Esra Eren: Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süre, ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği tarihe göre hesaplanır. Süre hesabında tebliğ günü kural olarak hesaba katılmaz; takip eden gün birinci gün olarak kabul edilir. Son günün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, genel süre hesaplama kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

Örneğin ödeme emri bir pazartesi günü tebliğ edilmişse, kural olarak salı günü birinci gün sayılır ve yedi günlük sürenin son günü bir sonraki pazartesi olur. Son günün tatile denk gelmesi gibi durumlarda ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

Burada özellikle elektronik tebligatlara dikkat çekmek istiyorum. Elektronik tebligatta tebliğ tarihi, belgenin elektronik adrese ulaştığı tarihle her zaman aynı değildir. Elektronik Tebligat Yönetmeliği'ndeki kurallar uyarınca tebliğ tarihi ayrıca belirlenmelidir.

Tebligatın usulsüz yapıldığı iddiası varsa bu konu da önemlidir. Ancak vatandaşların yalnızca tebligatın hatalı olduğunu düşünerek süreleri kendiliğinden yok sayması doğru değildir. Hak kaybını önlemek için somut dosya üzerinden hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

Borçlu olmadığını düşünen kişi nasıl itiraz etmeli?

Soru: Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine hangi gerekçelerle itiraz edebilir?

Avukat Aylin Esra Eren: Borçlu; borcun tamamına, bir kısmına veya alacaklının takip yapma hakkına itiraz edebilir. Borcun daha önce ödenmiş olması, borç ilişkisinin bulunmaması, talep edilen miktarın yanlış hesaplanması veya zamanaşımı gibi hukuki nedenler somut olayın koşullarına göre ileri sürülebilir.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz, takibi yapan icra dairesine dilekçeyle veya kanunun izin verdiği şekilde sözlü olarak yapılabilir. İtirazın süresinde ve doğru dosyaya yapılması gerekir.

Borcun yalnızca bir kısmına itiraz ediliyorsa itiraz edilen kısmın miktarı ve hangi bölüme yönelik olduğu açıkça belirtilmelidir. Aksi hâlde kısmi itiraz bakımından ciddi sorunlar doğabilir.

Takibin dayanağı olan senetteki imzanın borçluya ait olmadığı ileri sürülüyorsa imzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir. Bu konuda kanunun öngördüğü özel usul kurallarına uyulmalıdır.

İtirazın yapıldığını gösteren belgenin veya kayıtların saklanması da önemlidir.

Süresinde itiraz edilirse icra takibi durur mu?

Soru: Borçlu yasal süresi içinde itiraz ettiğinde ne olur?

Avukat Aylin Esra Eren: Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan geçerli itiraz, İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca kural olarak takibi durdurur. Böylece alacaklı, itirazı aşarak takibe devam edebilmek için kanunda öngörülen hukuki yollara başvurmak durumunda kalabilir.

Alacaklı, koşulları varsa itirazın iptali davası açabilir veya elindeki belgelerin niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Bu yolların şartları ve süreleri birbirinden farklıdır.

Önemli bir ayrıntı da şudur: İtiraz üzerine takibin durması, borcun mahkeme tarafından kesin olarak ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Alacaklı, alacağının varlığını ilgili hukuki süreçte ispatlayabilir.

Ayrıca ilamlı icra takibi gibi özel takip türlerinde aynı sonuçların doğacağı varsayılmamalıdır.

İtiraz süresi kaçırılırsa ne olur?

Soru: Borçlu yedi günlük süre içinde itiraz etmezse haklarını tamamen kaybeder mi?

Avukat Aylin Esra Eren: Süresinde itiraz edilmemesi, genel haciz yoluyla ilamsız takipte alacaklının talebi üzerine icra işlemlerine devam edilmesinin önünü açabilir. Borçlu, sırf süresinde itiraz etmediği için her durumda maddi hukuk bakımından borçlu hâle gelmiş sayılmaz; ancak takibin ilerlemesi, haciz işlemleri ve tahsilat bakımından ciddi risklerle karşılaşabilir.

Bu nedenle ödeme emrinin görmezden gelinmesi son derece sakıncalıdır. Borçlu olmadığını düşünen kişinin de borcu kabul eden kişinin de kendisine tebliğ edilen evrakı dikkatle incelemesi gerekir.

Süre kaçırılmışsa öncelikle tebligatın usulüne uygun olup olmadığı, sürenin gerçekten sona erip ermediği ve kanunun tanıdığı özel bir başvuru imkânı bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Örneğin İcra ve İflas Kanunu'nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz, borçlunun kendi kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edemediği belirli durumlarda gündeme gelebilir. Ancak bunun için kanunda öngörülen koşulların ve başvuru süresinin yerine getirilmesi gerekir. Her süre kaçırma olayı gecikmiş itiraz kapsamında değerlendirilemez.

Borç ödendiği hâlde icra takibi başlatılmışsa ne yapılmalı?

Soru: Borcunu ödediği hâlde hakkında icra takibi başlatılan kişi nasıl hareket etmeli?

Avukat Aylin Esra Eren: Borcun daha önce ödendiğini gösteren banka dekontları, makbuzlar, alacaklının yazılı beyanları ve diğer belgeler mutlaka korunmalıdır. Borcun ödenmiş olması, takip dosyasına karşı hangi hukuki yolun kullanılacağı bakımından önemlidir.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, koşulları varsa süresinde itiraz ederek borcun ödendiğini ileri sürebilir. Ancak ödeme emrinin türü, ödemenin tarihi ve dayanak belgelerin niteliği dikkate alınmalıdır.

Ödeme emrine itiraz süresi geçmişse, dosyanın durumuna göre farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Takip kesinleşmişse menfi tespit veya istirdat davası gibi yolların koşulları ayrıca değerlendirilmelidir. Bu davaların açılması, icra işlemlerini her durumda kendiliğinden durdurmaz.

Dolayısıyla borcun ödendiğini gösteren belgeye sahip olmak çok önemlidir; fakat bu belgenin hangi aşamada ve hangi usulle ileri sürüleceği de en az belgenin kendisi kadar önem taşır.

İcra takibinde en sık yapılan hata nedir?

Soru: Vatandaşlar icra takibiyle karşılaştıklarında en çok hangi hataları yapıyor?

Avukat Aylin Esra Eren: En sık karşılaştığımız sorunlardan biri, icra dairesinden gelen evrakın önemsiz görülerek bekletilmesi veya borçlu olunmadığı düşünüldüğü için hiçbir işlem yapılmamasıdır.

Bir diğer hata, yalnızca alacaklıyla telefon üzerinden görüşülerek sorunun çözüldüğünün düşünülmesidir. Alacaklıyla yapılan görüşmeler, tek başına icra dosyasındaki işlemleri durdurmayabilir. Ödeme veya anlaşma yapılmışsa bunun belgelenmesi ve icra dosyasına etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Vatandaşlar ayrıca farklı takip türlerine ait süreleri birbirine karıştırabiliyor. Oysa sürelerin yanlış hesaplanması, itiraz hakkının kullanılmasını güçleştirebilir.

Bu nedenle icra takibinde ilk yapılması gereken, ödeme emrinin türünü ve tebliğ tarihini belirlemek; ardından ilgili yasal süreyi doğru hesaplayarak uygun hukuki işlemi zamanında gerçekleştirmektir.

Avukat Aylin Esra Eren'den vatandaşlara uyarı

İcra takibinde sürelerin kaçırılması, borçlu açısından haciz ve tahsilat işlemlerinin ilerlemesi gibi ciddi sonuçlara neden olabilir. Bununla birlikte, sürenin kaçırılmış olması her durumda başvurulabilecek hiçbir hukuki yol kalmadığı anlamına gelmez.

Ödeme emri alan vatandaşlar; tebliğ tarihini, takip türünü, talep edilen borcun dayanağını ve varsa ödeme belgelerini gecikmeden incelemelidir. Somut olayın özelliklerine göre yapılacak hukuki değerlendirme, gereksiz masrafların ve telafisi güç hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından önemlidir.

Bloga dön