İşe İadede 30 İşçi Şartı Nasıl Hesaplanır? Avukat Gizem Gonce Anlattı
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat, süreler ve tutarlar zaman içinde değişebilir; somut durumunuz için güncel değerlendirme alın.
Av. Gizem Gonce
İşveren tarafından işten çıkarılan milyonlarca çalışanı ilgilendiren işe iade hakkı, işyerindeki işçi sayısına bağlı olarak değişiyor. İş Kanunu’nda yer alan en az 30 işçi şartı, iş güvencesinden yararlanabilmek için aranan temel koşullardan biri. Ancak işçi sayısının nasıl hesaplandığı, farklı şubelerde çalışanların durumu ve taşeron işçilerin hesaba katılıp katılmayacağı konusunda önemli soru işaretleri bulunuyor.
Avukat Gizem Gonce, işe iade davalarında merak edilen 30 işçi kriterini değerlendirerek çalışanların haklarını kaybetmemeleri için dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.
“İşe iade hakkı yalnızca işten çıkarılmış olmakla kazanılmaz”
İşe iade davalarında en sık karşılaşılan yanlış anlaşılmalardan birinin, işten çıkarılan her çalışanın işe dönme talebinde bulunabileceği düşüncesi olduğunu belirten Avukat Gizem Gonce, iş güvencesinden yararlanmanın belirli yasal koşullara bağlı olduğunu ifade etti.
Gonce, “İş Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında işe iade hakkının doğabilmesi için işyerinde en az 30 işçi çalışması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gibi koşullar aranıyor. Bunun yanında işçinin kanunda belirtilen işveren vekili konumunda olmaması ve feshin geçerliliğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla her işten çıkarılma, kendiliğinden işe iade hakkı doğurmuyor” dedi.
30 işçi hesabında yalnızca çalışılan şubeye bakılmıyor
İşçi sayısının hesaplanmasında önemli ayrıntılar bulunduğuna dikkat çeken Gonce, aynı işverenin aynı işkolundaki birden fazla işyerinde çalışan işçilerin birlikte değerlendirilebileceğini belirtti.
Gonce, “Örneğin bir işverenin aynı işkolunda faaliyet gösteren iki işyeri olduğunu düşünelim. Birinde 18, diğerinde 14 işçi çalışıyorsa toplam sayı 32'ye ulaşır. Çalışan kişinin yalnızca 18 kişinin bulunduğu şubede görev yapması, 30 işçi şartının sağlanmadığı anlamına gelmez. Burada önemli olan, işyerlerinin aynı işverene ait olması ve kanundaki koşulların gerçekleşmesidir” ifadelerini kullandı.
Part-time çalışanlar da hesaba dahil edilebilir
30 işçi hesabında yalnızca tam zamanlı çalışanların dikkate alındığı yönündeki düşüncenin doğru olmadığını vurgulayan Gonce, kısmi süreli, belirli süreli ve mevsimlik iş sözleşmeleriyle çalışan işçilerin de genel olarak hesaplamaya dahil edilebildiğini söyledi.
Gonce, “İşçinin tam zamanlı çalışmaması, tek başına 30 işçi hesabının dışında tutulmasını gerektirmez. Burada iş sözleşmesinin niteliği ve kişinin hukuken işçi sayılıp sayılmadığı önem taşır. Her çalışan grubunun durumunu aynı kabul etmek yerine, somut çalışma ilişkisini ve kanuni istisnaları incelemek gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Taşeron işçiler ve şirketler grubu ayrıntısı
İşe iade davalarında işverenin kim olduğunun belirlenmesinin de önem taşıdığını ifade eden Gonce, taşeron işçilerin ve aynı şirketler grubunda çalışan personelin durumunun otomatik bir hesaplamayla çözülemeyeceğini belirtti.
Gonce, “Başka bir işverenin işçisi olan taşeron çalışanları kural olarak asıl işverenin işçi sayısına doğrudan eklenmez. Ancak çalışma ilişkisinin gerçekte nasıl kurulduğu, muvazaa bulunup bulunmadığı ve birlikte istihdam olgusu mutlaka değerlendirilmelidir. Benzer şekilde aynı şirketler grubunda yer almak da bütün şirketlerin çalışanlarının kendiliğinden tek bir işçi sayısı hesabında toplanması için yeterli değildir” dedi.
“İşe iade davası açılamaması, bütün hakların kaybedildiği anlamına gelmez”
İşyerinde 30 işçiden az çalışan bulunması nedeniyle işe iade davası açamayan kişilerin başka haklarının da olabileceğini vurgulayan Gonce, şu değerlendirmede bulundu:
“İşe iade davasının koşullarının oluşmaması, işçinin bütün işçilik haklarını kaybettiği anlamına gelmez. Somut olayın koşullarına göre kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret, fazla çalışma ve kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi alacaklar gündeme gelebilir. İşverenin fesih işlemi ayrıca ayrımcılık yasağına veya başka bir hukuki düzenlemeye aykırılık oluşturuyorsa farklı hukuki yolların değerlendirilmesi de mümkündür. Her dosyada öncelikle hangi hakkın hangi koşullarda talep edilebileceği belirlenmelidir.”
İşe iade başvurusunda bir aylık süreye dikkat!
İşten çıkarılan çalışanların yalnızca işçi sayısını araştırmakla yetinmemesi gerektiğini belirten Gonce, işe iade sürecindeki sürelerin de hayati önem taşıdığını ifade etti.
Gonce, “İşe iade talebinde bulunmak isteyen işçinin, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurması gerekiyor. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekiyor. Sürelerin kaçırılması ciddi hak kayıplarına yol açabileceği için fesih bildirimi ve diğer belgeler gecikmeden incelenmeli” uyarısında bulundu.
İşten çıkarılan çalışanlar ne yapmalı?
Avukat Gizem Gonce’ye göre işe iade hakkının bulunup bulunmadığını belirlemek için işyerindeki çalışan sayısının yanı sıra işverenin diğer işyerleri, işçinin kıdemi, sözleşmesinin türü ve fesih gerekçesi de araştırılmalı.
Gonce, çalışanların yalnızca işyerindeki kişi sayısına bakarak haklarının bulunmadığı sonucuna varmaması gerektiğini belirterek, “İşe iade hakkı değerlendirilirken çalışma ilişkisinin bütün yönleri incelenmeli. Bazen yalnızca bir şubedeki çalışan sayısına bakmak, işçinin sahip olabileceği hukuki imkanların gözden kaçırılmasına neden olabilir” dedi.
İş güvencesinin kapsamını belirleyen 30 işçi kriteri, işten çıkarılan çalışanların hukuki durumunu doğrudan etkiliyor. Ancak işe iade hakkı, her çalışanın kendi sözleşmesi ve çalışma koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir konu olmaya devam ediyor.