Yargıtay’dan Emsal Karar: Aynı Gün 45 Mesaj Göndermek Hapis Cezasıyla Sonuçlandı
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat, süreler ve tutarlar zaman içinde değişebilir; somut durumunuz için güncel değerlendirme alın.
Yayımlayan: Eren & Gonce Hukuk Danışmanlık · İçerik düzenlemesi:
Hukuki içerik ekibi: Av. Aylin Esra Eren · Av. Gizem Gonce
Genel bilgilendirme amaçlıdır. Haberin yayın tarihi, mahkeme kararının tarihi değildir. Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilir.
14 Ekim 2026 tarihli haberlerde, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin aynı gün içinde 45 mesaj gönderilmesine ilişkin bir olayda verilen 2 ay 15 günlük hapis cezasını onadığı aktarıldı. Mesaj sayısı tek başına suçun oluştuğunu göstermez; ısrar, iletişimin amacı, karşı tarafın uyarısı ve somut deliller birlikte değerlendirilir.
Yargıtay neden hapis cezasını onadı?
Bir kişi, akrabasının aynı gün içerisinde kendisine 45 mesaj göndermesi üzerine şikâyetçi oldu.
Şikâyetçi, rehberinde kayıtlı olmayan bir numaradan gelen mesajlara başlangıçta gönderen kişinin kimliğini öğrenmek amacıyla yanıt verdiğini, ancak daha sonra rahatsız edilmek istemediğini açıkça ifade etmesine rağmen mesajların devam ettiğini belirtti.
İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu kapsamında 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmetti.
Sanığın karara itiraz etmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi ise beraat kararı verdi. İstinaf mahkemesi, taraflar arasında karşılıklı mesajlaşma bulunmasını, sanığın konuşmanın sonunda rahatsızlık duyulması hâlinde bir daha mesaj göndermeyeceğini ifade etmesini ve mesajlaşmanın aynı gün içerisinde gerçekleşmesini değerlendirdi. Mahkeme, suçun oluşması için aranan ısrar unsurunun kanıtlanmadığı sonucuna ulaştı.
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi, beraat kararını bozdu. Haberde aktarılan gerekçeye göre Yargıtay, mağdurun rahatsız edilmek istemediğini ve aksi durumda şikâyetçi olacağını belirtmesine rağmen sanığın toplam 45 mesaj göndermesini dikkate aldı. Daire, beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği sonucuna vardı.
Haberde aktarılan süreçte, bozma sonrasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi yeniden mahkûmiyet kararı verdi. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bu sonraki kararı onadığı bildirildi. Bozma ve onama, aynı yargılama sürecinin farklı aşamalarıdır.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu nedir?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenmiştir.
Maddenin temel amacı, kişilerin sırf huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla belirli davranışlara maruz bırakılmasını önlemektir. Kanunda, bir kimsenin huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması suç olarak düzenlenmiştir.
Suçun oluşması bakımından yalnızca bir kişinin diğerine mesaj göndermiş olması yeterli değildir. Davranışın kanuni unsurlarının, özellikle huzur ve sükûnu bozma amacının ve somut olayda ısrar koşulunun değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle her yoğun mesajlaşma, her istenmeyen iletişim veya her tartışma otomatik olarak ceza sorumluluğu doğurmaz. Olayın özellikleri ve mevcut deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Çok sayıda mesaj göndermek suç sayılır mı?
Bir kişiye kısa bir zaman diliminde çok sayıda mesaj gönderilmesi, somut olayın koşullarına göre kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Ancak mesaj sayısı tek başına kesin bir ölçüt değildir. Mesajların içeriği, gönderilme sıklığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, iletişimin amacı, karşı tarafın verdiği yanıtlar ve iletişimin sona erdirilmesi yönündeki açık talepler birlikte ele alınmalıdır.
İncelenen olayda habere göre aynı gün içinde 45 mesaj gönderilmiş ve mağdur, rahatsız edilmek istemediğini belirtmesine rağmen iletişim sürdürülmüştür. Yargıtay değerlendirmesinde bu hususların birlikte önem taşıdığı anlaşılmaktadır.
Buradan, belirli bir sayının üzerindeki mesajların kendiliğinden suç oluşturduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Ceza sorumluluğu, kanuni unsurların somut olayda gerçekleşmesine bağlıdır.
Karşı tarafın “Bana mesaj atma” demesine rağmen yazmaya devam etmek suç mudur?
Karşı tarafın iletişim kurmak istemediğini açıkça belirtmesine rağmen mesaj göndermeyi sürdürmek, ceza hukuku bakımından önemli bir delil olabilir.
Özellikle kişi, rahatsız edildiğini açıkça ifade etmiş ve iletişimin sona ermesini istemişse bu uyarıya rağmen devam eden davranışlar, ısrar unsurunun ve failin amacının değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Bununla birlikte, bir kişinin mesaj gönderilmesini istemediğini belirtmiş olması tek başına her sonraki mesajı suç hâline getirmez. Mesajların niteliği, sayısı, zamanlaması ve diğer kanuni koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay kararına ilişkin haberde de mağdurun uyarısına rağmen 45 mesaj gönderilmesi, mahkûmiyet sonucuna ulaşılmasında öne çıkan olgulardan biri olarak aktarılmıştır.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun cezası nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinin temel şeklinde, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu işleyen kişi hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Somut olayda verilen cezanın belirlenmesinde uygulanacak kanun hükümleri, varsa indirim nedenleri ve diğer bireyselleştirme koşulları önem taşır. Haberde aktarılan 2 ay 15 günlük hapis cezasının hangi hesaplama ve indirim aşamaları sonucunda belirlendiği, yalnızca haber metninden hareketle kesin olarak açıklanamamaktadır.
Ayrıca hapis cezasına hükmedilmesi, her olayda kişinin mutlaka ceza infaz kurumuna gireceği anlamına gelmez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve diğer infaz veya bireyselleştirme hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı; suç tarihine, karar tarihindeki mevzuata, cezanın niteliğine ve somut koşullara göre değerlendirilir.
Mesajlar delil olarak kullanılabilir mi?
Evet. Mesajlaşmalar, olayın özelliklerine göre ceza yargılamasında delil olarak değerlendirilebilir.
Şikâyetçi olduğunu düşünen kişinin, mümkün olduğu ölçüde şu hususları koruması yararlı olabilir:
Mesajların tarih ve saatlerini gösteren ekran görüntüleri.
Mesajlaşmanın önceki ve sonraki bölümlerini içeren bütünlük arz eden kayıtlar.
İletişimin sona erdirilmesinin istendiğini gösteren mesajlar.
Varsa arama kayıtları ve diğer ilgili iletişim kayıtları.
Olayın koşullarına göre hukuka uygun biçimde elde edilmiş diğer deliller.
Ekran görüntülerinin tek başına her olayda yeterli olacağı söylenemez. Gerektiğinde cihazdaki orijinal kayıtların incelenmesi, kayıtların bütünlüğünün değerlendirilmesi ve delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediğinin araştırılması gündeme gelebilir.
Delil toplama sürecinde başkasının hesabına veya cihazına hukuka aykırı erişim gibi yöntemlerden kaçınılmalıdır.
Akrabalar arasında gerçekleşen mesajlaşmalarda da suç oluşabilir mi?
Evet. Tarafların akraba olması, tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Akrabalık ilişkisi, iletişimin bağlamı ve tarafların birbirleriyle olan ilişkileri somut olayın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir. Ancak bu ilişki, bir kişinin diğerini sürekli rahatsız etmesine sınırsız bir hak tanımaz.
Aynı şekilde, akrabalar arasında çok sayıda mesaj gönderilmiş olması da tek başına suçun oluştuğunu göstermez. Kanuni unsurların her olayda ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Bu karar herkes için kesin bir emsal midir?
Yargıtay kararları, benzer uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde yol gösterici olabilir. Bununla birlikte, bir karardan bütün olaylara uygulanabilecek mutlak bir kural çıkarmak doğru değildir.
Somut olayda mesajların sayısı, mağdurun açık uyarısı, iletişimin devam etmesi ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmiştir.
Aynı olayın önceki bozma aşamasına ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/41 E., 2025/5333 K. sayılı kararı UYAP’ta görülebilmektedir. Haberlerde aktarılan sonraki onama aşaması bu önceki kararla karıştırılmamalıdır. Sonraki onama kararının esas ve karar numarası burada resmî metinle ayrıca teyit edilmediğinden belirtilmemiştir.
Sonuç: Dijital iletişimde sınırlar ve hukuki sorumluluk
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin habere konu edilen kararı, dijital iletişimde karşı tarafın açık iradesinin ve iletişimin sürdürülme biçiminin ceza hukuku bakımından önem taşıyabileceğini gösteriyor.
Bir kişiye tekrar tekrar mesaj göndermek, özellikle iletişimin sona erdirilmesi açıkça istenmesine rağmen devam ediyorsa, somut olayın koşullarına göre ceza soruşturmasına ve mahkûmiyete konu olabilir.
Bununla birlikte, hukuki değerlendirmede yalnızca mesaj sayısına bakılmamalı; suçun kanuni unsurları, tarafların davranışları, mesajların içeriği ve deliller bir bütün olarak incelenmelidir.
Hukuki bilgi, haklarınızı korumanın ilk adımıdır. Dijital iletişim yoluyla rahatsız edildiğini düşünen kişilerin, olayın koşullarına uygun hukuki yolları öğrenmek ve delillerini korumak için somut olaylarına ilişkin hukuki değerlendirme almaları önemlidir.
Kaynaklar ve hukuki dayanak
Ceza Hukuku → · Online randevu → · Tüm hukuki makaleler →
Danışmanlık ücretlidir. Randevu oluştururken ödeme alınmaz.