Sahte Hukuk Bürosu ve İcra Tehdidiyle Dolandırıcılık — Av. Aylin Esra Eren

Sahte Hukuk Bürosu ve İcra Tehdidiyle Dolandırıcılık — Av. Aylin Esra Eren

Haber-Röportaj | Avukat Aylin Esra Eren

Basına yansıyan haberlere göre İstanbul’da iki çağrı merkezine yönelik operasyonda 33 şüpheli gözaltına alındı. Yaklaşık 300 kişinin farklı yöntemlerle mağdur edildiğinin bildirildiği olayda, kendisini avukat veya hukuk bürosu çalışanı olarak tanıtıp ödeme talep etme iddiaları da bulunuyor.

Avukat Aylin Esra Eren, telefonla yöneltilen icra ve haciz iddialarını doğrulama, kişisel veriler ve delillerin korunması konularını değerlendiriyor.

Son olayda vatandaşların kendilerini avukat veya hukuk bürosu çalışanı olarak tanıtan kişiler tarafından arandığı ve icra tehdidinde bulunulduğu görülüyor. Vatandaşlar böyle bir telefon aldığında ne yapmalı?

Öncelikle paniğe kapılmamak gerekir. Bir kişinin telefonda kendisini avukat, hukuk bürosu çalışanı veya herhangi bir kamu görevlisi olarak tanıtması, onun gerçekten o sıfatı taşıdığı anlamına gelmez.

Özellikle “hemen ödeme yapmazsanız icra başlatılacak”, “hakkınızda dava açıldı”, “dosyanız mahkemeye gönderildi”, “bugün ödeme yapmazsanız haciz işlemi başlayacak” gibi ifadeler kullanılıyorsa, vatandaşın öncelikle iddianın gerçekliğini bağımsız biçimde doğrulaması gerekir.

Gerçek bir hukuki takip söz konusuysa bunun hangi dosyaya, hangi alacağa ve hangi hukuki ilişkiye dayandığının somut biçimde ortaya konulması gerekir. Sadece telefon görüşmesi sırasında yapılan tehdit veya baskı, hukuki bir takip belgesi niteliğinde değildir.

Olayda kişisel bilgilerin kullanıldığı da belirtiliyor. Burada ayrıca kişisel veriler açısından nasıl bir sorun ortaya çıkıyor?

Burada son derece önemli bir başka hukuki boyut bulunuyor. Telefon numarası, adres, sipariş bilgileri, alışveriş geçmişi veya kişinin belirli bir ürünle ilgilendiğini gösteren bilgiler, dolandırıcıların elinde baskı aracına dönüştürülebiliyor.

Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, kullanılması veya aktarılması olayın niteliğine göre ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilecek bir konudur.

Bu nedenle vatandaşların “Ben zaten bu bilgileri bir yerde vermiştim” diyerek durumu normalleştirmemesi gerekir. Bir verinin daha önce paylaşılmış olması, o verinin her amaçla ve sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez.

Neden özellikle cinsel sağlık ürünleri üzerinden bu tür dolandırıcılık yöntemleri kullanılabiliyor?

Çünkü burada yalnızca ekonomik bir zaaf değil, aynı zamanda mahremiyet duygusu da istismar ediliyor.

Kişi, hakkında bir işlem yapılmasından, çevresinin veya ailesinin bu konuyu öğrenmesinden ya da adının bir hukuki dosyada geçmesinden endişe edebilir. Dolandırıcılar da tam olarak bu psikolojik baskıyı kullanarak kişiyi hızlı karar vermeye zorlayabilir.

Bu nedenle vatandaşın utanma, çekinme veya panik duygusuyla hareket etmemesi çok önemli. Hukuk, kişinin özel hayatını veya mahremiyetini tehdit altında hissetmesi üzerinden para talep edilmesini meşru hale getirmez.

Vatandaş gerçek bir avukatla dolandırıcıyı nasıl ayırt edebilir?

En önemli husus doğrulamadır.

Arayan kişinin verdiği isim, büro bilgileri ve dosya bilgileri bağımsız kaynaklardan kontrol edilmelidir. Telefon görüşmesinde verilen banka hesabına veya kişisel hesaba, yalnızca “dosyanız var” denildiği için ödeme yapılmamalıdır.

Vatandaş, kendisine bildirilen iddianın gerçekten mevcut olup olmadığını resmi kanallardan araştırmalıdır.

Ayrıca avukatlık mesleğinin adı ve hukuk bürosu görüntüsü kullanılarak vatandaş üzerinde baskı oluşturulması, son derece ciddi bir durumdur. Gerçek bir hukuki ilişkinin varlığı ile bir kişinin telefonda kendisini avukat olarak tanıtması birbirinden tamamen farklıdır.

Bu tür dolandırıcılık yöntemlerinde ortak bir davranış modeli görüyor musunuz?

Evet. Genellikle birkaç aşamalı bir psikolojik baskı kuruluyor.

Önce kişiye bir ürün, hizmet veya sipariş üzerinden ulaşılıyor. Daha sonra “borcunuz var”, “siparişiniz kabul edildi”, “sözleşme imzaladınız” veya “ürünü teslim almadınız” gibi ifadelerle bir hukuki yükümlülük bulunduğu ileri sürülüyor.

Ardından telefonun diğer ucundaki kişi kendisini hukuk bürosu çalışanı veya avukat olarak tanıtıyor.

Son aşamada ise “icra”, “haciz”, “dava”, “mahkeme” gibi hukuki kavramlar kullanılarak kişinin korkması ve düşünmeden ödeme yapması hedefleniyor.

Bu nedenle vatandaşın özellikle “hemen ödeme yapın” baskısına karşı dikkatli olması gerekiyor.

Mağdur olduğunu düşünen kişi ne yapmalı?

Kesinlikle delilleri silmemeli.

Telefon numaraları, WhatsApp mesajları, SMS’ler, sosyal medya yazışmaları, sipariş kayıtları, gönderilen belgeler, IBAN bilgileri, dekontlar ve varsa sesli mesajlar muhafaza edilmeli.

Kişi mümkün olduğunca olayın kronolojisini de oluşturmalı: İlk iletişim ne zaman kuruldu, hangi numara aradı, ne söylendi, hangi belge gönderildi, ne kadar para talep edildi ve ödeme yapıldıysa nereye yapıldı?

Bu bilgiler daha sonra yapılacak hukuki değerlendirme açısından son derece önemlidir.

Vatandaşın özellikle dikkat etmesi gereken en önemli nokta nedir?

Vatandaşların telefonla gelen hukuki tehditleri gerçek bir mahkeme kararı gibi algılamaması gerekiyor.

“Avukat aradı, demek ki borcum var” şeklinde düşünülmemeli.

Öncelikle ortada gerçekten bir sözleşme, sipariş, borç ilişkisi veya icra dosyası bulunup bulunmadığı araştırılmalı. Kişi kendisine yöneltilen iddianın hukuki dayanağını görmeden ve doğrulamadan ödeme yapmamalıdır.

Özellikle mahremiyet içeren konularda utanma veya korkma nedeniyle hızlı karar verilmesi, dolandırıcıların en önemli avantajıdır.

Son olarak bu olayın hukuk sistemi açısından verdiği mesaj nedir?

Bu olay yalnızca bireysel bir dolandırıcılık vakası olarak değerlendirilmemeli.

“Avukat”, “hukuk bürosu”, “icra”, “mahkeme” ve “haciz” gibi vatandaşın hukuka duyduğu güveni temsil eden kavramların dolandırıcılık amacıyla kullanılması, toplumdaki hukuki güven duygusunu da zedeleyebilir.

Vatandaşların hukuki süreçleri doğru kaynaklardan öğrenmesi, şüpheli talepleri doğrulamadan ödeme yapmaması ve herhangi bir tehdit veya baskı altında kaldığını düşündüğünde profesyonel hukuki destek alması büyük önem taşıyor.

Unutulmamalıdır ki gerçek bir hukuki süreç, korkutma ve panik yaratma yönteminden ibaret değildir. Hukuki iddianın dayanağı, dosyası ve usulü vardır.

Bu nedenle vatandaşlarımızın özellikle telefonda kendisini avukat veya hukuk bürosu çalışanı olarak tanıtan kişilere karşı temkinli olması; kendilerine yöneltilen iddiaları resmi kanallardan doğrulamadan ödeme yapmaması gerekiyor.

Bloga dön