Anayasa Mahkemesi resmî bina fotoğrafı

Yargıtay ve Danıştay kararları: Bilirkişi raporu ve masumiyet karinesi

Gündemdeki Hukuk Haberleri ·

Hazırlayan: Av. Gizem Gonce

Bu yazının tarihi, ele alınan yargı kararlarının tarihi değildir. Kararlar, kendi olayları ve gerekçeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

İş kazası tazminatında bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi, işçinin hakkını kaybettiği anlamına mı geliyor? Kesinleşmemiş ceza kararları kamu görevlilerinin meslekten çıkarılması için yeterli mi? Avukat Gizem Gonce, Yargıtay ve Danıştay kararları ışığında merak edilen hukuki soruları değerlendirdi.

Yargı kararlarında öne çıkan iki önemli hukuki konu, işçi hakları ve kamu görevlilerinin disiplin hukuku bakımından dikkat çekiyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun iş kazasından kaynaklanan tazminat uyuşmazlığına ilişkin kararı, bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin hukuki sonuçlarını yeniden gündeme taşırken Danıştay kararları, kamu görevlileri hakkında yürütülen disiplin süreçlerinde masumiyet karinesinin ve somut delillerin önemini ortaya koyuyor.

“Bilirkişi raporuna sessiz kalmak, raporu kabul etmek anlamına gelmez”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun iş kazası tazminatına ilişkin kararı ne anlama geliyor?

Avukat Gizem Gonce: Bilirkişi raporları, özellikle iş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında önemli bir delil niteliğindedir. Ancak bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, tek başına rapordaki hesaplamaları kabul ettiği veya maddi hukuktan doğan haklarından vazgeçtiği anlamına gelmez. Burada tarafın açık irade beyanı ile yalnızca usule ilişkin bir işlem yapmamış olması birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6 Mayıs 2026 tarihli, E. 2026/10-129 ve K. 2026/299 sayılı kararında da bu ayrım ele alındı. Kurul, somut olayda davacı işçinin bilirkişi raporuna sessiz kalmasının raporu kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağına ve bu nedenle karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabul edilemeyeceğine hükmetti.

Bu karar, işçi vekillerinin bilirkişi raporlarına itiraz etmesine gerek olmadığı anlamına mı geliyor?

Avukat Gizem Gonce: Hayır. Karar bu şekilde yorumlanmamalıdır. Bilirkişi raporuna süresinde ve somut gerekçelerle itiraz edilmesi, hatalı hesaplamaların, eksik incelemelerin veya yanlış varsayımların ortaya konulması bakımından son derece önemlidir. Rapora sessiz kalmanın her durumda hak kaybına yol açmayacağı yönündeki değerlendirme, usul kurallarının ve sürelerin göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.

Avukatların raporun hangi bölümlerine neden katılmadıklarını açıkça belirtmeleri, gerektiğinde ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi talep etmeleri, müvekkillerinin haklarının korunması açısından önem taşır. Her dosyada raporun içeriği, tarafların beyanları ve yargılamanın geldiği aşama birlikte değerlendirilmelidir.

İş kazası geçiren bir işçi bilirkişi raporunda zararının eksik hesaplandığını düşünüyorsa ne yapmalı?

Avukat Gizem Gonce: Öncelikle raporun hangi verilere dayandığı incelenmelidir. İşçinin maluliyet oranı, kusur durumu, gelir bilgileri, çalışma dönemi ve hesaplamada kullanılan diğer veriler sonucu doğrudan etkileyebilir. Eksiklik veya hata tespit edilmesi hâlinde, ilgili usul hükümlerine uygun biçimde itirazların sunulması ve gerekiyorsa ek inceleme talep edilmesi gerekir.

Burada önemli olan, yalnızca raporun sonucuna katılmadığını belirtmek değil, itirazın hangi somut nedene dayandığını açıklamaktır. İş kazası dosyalarında teknik hesaplamalar ile hukuki değerlendirmelerin birbirinden ayrılması da büyük önem taşır.

Kesinleşmemiş ceza kararıyla memuriyetten çıkarma mümkün mü?

Bir kamu görevlisi hakkında ceza davası devam ederken meslekten çıkarma cezası verilebilir mi?

Avukat Gizem Gonce: Bu sorunun yanıtı, ceza yargılaması ile disiplin soruşturmasının birbirinden ayrılmasıyla ilgilidir. Ceza yargılamasının henüz kesinleşmemiş olması, her durumda disiplin soruşturmasının yürütülemeyeceği veya disiplin cezası verilemeyeceği anlamına gelmez. İdare, ilgili fiili disiplin hukuku çerçevesinde ayrıca değerlendirebilir.

Ancak bu değerlendirme, kişinin ceza yargılaması kesinleşmeden suçlu ilan edilmesine dönüşmemelidir. Disiplin yaptırımının hukuka uygunluğu için isnat edilen fiilin, ilgili mevzuat ve disiplin süreci çerçevesinde hukuken geçerli, somut ve yeterli delillerle ortaya konulması gerekir.

Danıştay İkinci Dairesinin E. 2021/3250, K. 2023/2104 sayılı kararında da disiplin cezası verilebilmesi için fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin hukuken geçerli, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği vurgulanmıştır.

Masumiyet karinesi kamu görevlileri açısından ne ifade ediyor?

Avukat Gizem Gonce: Masumiyet karinesi, bir kişinin suçluluğu kesin hükümle sabit oluncaya kadar suçlu kabul edilmemesini güvence altına alır. Bu ilke, kamu makamlarının henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmayan kişiyi doğrudan suçlu olarak nitelendirmemesi bakımından önemlidir.

Bununla birlikte masumiyet karinesi, disiplin hukukunda her türlü bağımsız incelemeyi engelleyen mutlak bir kural değildir. İdare, disiplin hukuku bakımından önem taşıyan fiilleri kendi mevzuatı ve delilleri çerçevesinde değerlendirebilir. Burada belirleyici olan, disiplin kararının yalnızca kesinleşmemiş ceza yargılamasına dayanıp dayanmadığı değil; fiilin bağımsız ve hukuka uygun biçimde ortaya konulup konulmadığı ve kararın gerekçesidir.

Hakkında kesinleşmemiş bir ceza kararı bulunduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan kamu görevlisi ne yapabilir?

Avukat Gizem Gonce: Öncelikle meslekten çıkarma işleminin hangi kanun hükmüne dayandığı, disiplin soruşturmasının nasıl yürütüldüğü, hangi delillerin toplandığı ve kararın hangi gerekçelerle verildiği incelenmelidir. İşlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa ilgili mevzuat çerçevesinde idari yargı yoluna başvurulması gündeme gelebilir.

Her dosyada aynı sonuca ulaşmak mümkün değildir. Bazı durumlarda disiplin soruşturmasında bağımsız olarak ortaya konulan fiiller hukuki değerlendirmeye dayanak oluşturabilirken bazı durumlarda yetersiz delil, gerekçe eksikliği veya masumiyet karinesini zedeleyen ifadeler hukuka aykırılık doğurabilir. Bu nedenle işlemin somut koşulları üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

“Her karar somut olayın özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir”

Bu iki karar vatandaşlar açısından hangi mesajı veriyor?

Avukat Gizem Gonce: Her iki konu da hukuki süreçlerde şekli işlemler ile maddi haklar arasındaki ilişkinin ve kararların somut gerekçelerinin önemini gösteriyor. Bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi, kendiliğinden maddi haktan vazgeçildiği anlamına gelmez. Benzer şekilde, kesinleşmemiş bir ceza kararı da tek başına her durumda hukuka uygun bir meslekten çıkarma işlemi için yeterli kabul edilemez.

Ancak bu ilkeler, başvuru sürelerinin veya usul kurallarının önemsiz olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Vatandaşların haklarını koruyabilmeleri için kendilerine tebliğ edilen raporları ve idari işlemleri dikkatle incelemeleri, gerekli başvuruları süresinde yapmaları ve somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme almaları önemlidir.

Yargıtay ve Danıştay kararları, hukuk uygulamasında yalnızca sonuca değil, sonuca ulaşılırken izlenen yönteme, kullanılan delillere ve kararın gerekçesine de dikkat edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kapak görseli: Anayasa Mahkemesi. Görsel, ilgili haber veya konuya ilişkin kaynak görselidir.

Genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayın koşulları ve yürürlükteki mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.

← Gündemdeki Hukuk Haberleri

Bloga dön