Tanışma Uygulamalarında Telefon Hırsızlığı ve Banka Hesaplarının Güvenliği — Av. Aylin Esra Eren

Tanışma Uygulamalarında Telefon Hırsızlığı ve Banka Hesaplarının Güvenliği — Av. Aylin Esra Eren

Haber-Röportaj | Avukat Aylin Esra Eren

Başsavcılık açıklamasına dayanan haberlere göre Ankara merkezli soruşturmada, tanışma uygulamasından iletişim kurdukları kişilerin telefonlarını çalıp banka hesaplarından para aktardıkları iddiasıyla 8 şüpheli gözaltına alındı.

Avukat Aylin Esra Eren, telefonun ele geçirilmesinin ardından doğabilecek dijital ve mali riskleri, güvenlik önlemlerini ve mağdurun başvurabileceği yolları anlatıyor.

Bu olayda telefonların çalınmasının ardından banka hesaplarından para aktarılması iddiası hukuken nasıl değerlendirilmeli?

Burada birbirinden farklı hukuki eylemlerin ve suç tiplerinin gündeme gelmesi mümkündür. Somut olayın bütün delilleri incelenmeden kesin bir hukuki nitelendirme yapmak doğru olmaz.

Ancak bir kişinin cep telefonunun ele geçirilmesinin ardından bankacılık uygulamalarına, şifrelerine, doğrulama kodlarına veya diğer finansal verilere erişilerek kişinin hesabındaki paranın başka hesaplara aktarılması, yalnızca klasik anlamda bir telefon hırsızlığı olarak değerlendirilmemelidir.

Eylemin nasıl gerçekleştirildiğine bağlı olarak hırsızlık, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle gerçekleştirilen suçlar, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve dolandırıcılık bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekebilir.

Burada belirleyici olan, şüphelilerin hangi yöntemi kullandığı ve mağdurun iradesinin nasıl devre dışı bırakıldığıdır.

Tanışma uygulamalarının bu tür olaylarda kullanılmasının özel bir anlamı var mı?

Bu tür olaylarda en dikkat çekici unsur, teknolojinin kendisinden ziyade güven ilişkisinin istismar edilmesidir.

İnsanlar tanışma uygulamalarında iletişim kurdukları kişiyi kısa süre içerisinde gerçek hayatta tanımaya başlayabiliyor. Bir buluşma sırasında telefonun masada bırakılması, şifrenin görülmesi veya cihazın kısa süreliğine karşı tarafa verilmesi gibi davranışlar normal bir sosyal etkileşim gibi algılanabilir.

Ancak telefonun içerisinde banka uygulamaları, kayıtlı kartlar, e-posta hesapları, kimlik bilgileri, fotoğraflar ve kişisel yazışmalar bulunabiliyor.

Dolayısıyla kişiyle yeni tanışılmış olması, güvenlik tedbirlerinin ortadan kaldırılması anlamına gelmemelidir.

Vatandaşlar özellikle hangi güvenlik önlemlerini almalı?

Öncelikle telefonun ekran kilidi güçlü olmalı ve mümkünse biyometrik doğrulama ile desteklenmelidir.

Bankacılık uygulamalarında ayrıca güvenlik önlemleri kullanılmalı; tek kullanımlık doğrulama kodları kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmamalıdır.

Özellikle yeni tanışılan bir kişinin telefonunuzu incelemek istemesi, telefonunuzu kullanmayı talep etmesi veya banka uygulamasına ilişkin herhangi bir bilgi istemesi halinde son derece dikkatli olunmalıdır.

Telefonun kısa süreliğine başka bir kişiye verilmesi bile bazı durumlarda ciddi güvenlik sonuçları doğurabilir.

Telefonu çalınan veya kaybolan kişi ilk olarak ne yapmalı?

Burada zaman çok önemlidir.

Kişi mümkün olan en kısa sürede:

  • Bankalarıyla iletişime geçerek hesaplarını ve kartlarını güvenlik altına almalı,
  • Mobil bankacılık erişimlerini kontrol ettirmeli,
  • GSM operatörüyle iletişime geçerek hattının güvenliğini sağlamalı,
  • Cihazın uzaktan kilitlenmesi veya bulunması için ilgili teknolojik güvenlik özelliklerini kullanmalı,
  • E-posta ve kritik hesaplarının şifrelerini değiştirmeli,
  • Şüpheli para transferlerini derhal bankaya bildirmeli,
  • Ve olayla ilgili emniyet veya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak suç duyurusunda bulunmalıdır.

Özellikle banka hesaplarından izinsiz işlem yapılmışsa işlem kayıtlarının ve banka hareketlerinin muhafaza edilmesi delil açısından önemlidir.

Telefonu çalınan kişinin hesabından para çekilmişse mağdurun sorumluluğu doğar mı?

Bu konuda otomatik bir şekilde “mağdur sorumludur” veya “mağdur hiçbir şekilde sorumlu değildir” şeklinde genel bir değerlendirme yapmak doğru olmaz.

Bankacılık işleminin nasıl gerçekleştirildiği, güvenlik bilgilerinin nasıl ele geçirildiği, mağdurun herhangi bir işlem yapıp yapmadığı, bankanın güvenlik prosedürlerinin nasıl uygulandığı ve olayın bütün koşulları incelenmelidir.

Bu nedenle mağdurun vakit kaybetmeden bankaya bildirimde bulunması ve hukuki süreci başlatması son derece önemlidir.

Telefonun içerisinde bulunan kişisel veriler bakımından ayrıca bir hukuki süreç söz konusu olabilir mi?

Kesinlikle.

Akıllı telefonlar artık kişinin özel hayatının çok büyük bölümünü barındırıyor. Fotoğraflar, mesajlar, rehber, e-posta hesapları, konum bilgileri, finansal bilgiler ve çeşitli uygulamalara ilişkin veriler aynı cihazda bulunabiliyor.

Bu nedenle cihazın ele geçirilmesinin ardından kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, kullanılması veya başkalarına aktarılması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir hukuki boyuttur.

Özellikle mağdurun özel hayatına ilişkin görüntülerin veya yazışmaların ele geçirilmesi halinde olayın sonuçları yalnızca maddi zararla sınırlı kalmayabilir.

Bu olaydan vatandaşların çıkarması gereken en önemli ders nedir?

Dijital ortamda kurulan ilişkinin niteliği ne olursa olsun, kişisel güvenlik ile duygusal güven birbirinden ayrılmalıdır.

Yeni tanışılan bir kişinin finansal bilgilerinize, telefonunuza, şifrelerinize veya kişisel belgelerinize erişmesine izin vermemek gerekir.

Burada mesele tanışma uygulamalarına güvenip güvenmemek değildir. Mesele, kişisel ve finansal güvenliğin herhangi bir sosyal ilişki nedeniyle tamamen ortadan kaldırılmamasıdır.

Son olarak vatandaşlara ne söylemek istersiniz?

Günümüzde cep telefonu yalnızca iletişim kurduğumuz bir cihaz değil. Banka hesabımıza, e-postamıza, sosyal medya hesaplarımıza, kişisel fotoğraflarımıza ve çok sayıda özel verimize açılan bir kapı.

Bu nedenle telefonun güvenliği, doğrudan doğruya kişinin maddi ve kişisel güvenliğiyle bağlantılı hale gelmiş durumda.

Yeni tanışılan kişilere karşı mesafeli olmak değil; kişisel veriler, banka bilgileri ve dijital erişim konusunda bilinçli olmak gerekiyor.

Bir kişinin telefonunun çalınması veya kaybolması halinde ise “nasıl olsa telefonu bulurum” düşüncesiyle beklenmemeli. Banka, GSM operatörü ve ilgili güvenlik hizmetleri derhal bilgilendirilmeli; gerekli adli başvurular gecikmeden yapılmalıdır.

Çünkü dijital dünyada bazı suçlarda birkaç dakikalık gecikme bile mağduriyetin büyümesine neden olabilir.

Bloga dön