Menfi Tespit ve İstirdat Davası

Yayımlayan: Eren & Gonce Hukuk Danışmanlık · İçerik düzenlemesi:

Hukuki içerik ekibi: Av. Aylin Esra Eren · Av. Gizem Gonce

Genel bilgilendirme amaçlıdır. Başvuru yolu ve süreler somut olaya göre değerlendirilir.

Menfi tespit ve istirdat davaları, borçlu olmadığını ileri süren veya borçlu olmadığı hâlde ödeme yapmak zorunda kalan kişilerin başvurabileceği önemli hukuki yollardır. Özellikle icra takibi, banka borçları, kefalet, senet, sözleşme ve haksız tahsilat uyuşmazlıklarında bu davalar gündeme gelebilir.

20 soru

Menfi tespit davası · 10 soru
1. Menfi tespit davası nedir?

Menfi tespit davası, bir kişinin belirli bir borcun tamamından veya bir kısmından sorumlu olmadığının mahkeme kararıyla tespit edilmesini amaçlayan davadır. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir.

Örneğin kişi, kendisine ait olmayan bir borç nedeniyle icra takibiyle karşılaşırsa, borcun bulunmadığının tespitini isteyebilir. Aynı şekilde borcun daha önce ödenmiş olması, geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunmaması veya senetteki imzanın kendisine ait olmaması gibi durumlarda da somut olayın koşullarına göre menfi tespit davası gündeme gelebilir.

2. Menfi tespit davası hangi durumlarda açılır?

Menfi tespit davası, kişinin gerçekte borçlu olmadığı hâlde borçlu gösterildiği veya borcun kapsamına itiraz ettiği durumlarda açılabilir.

En sık karşılaşılan örnekler şunlardır:

Borcun hiç doğmamış olması,

Borcun daha önce ödenmiş olması,

Başkasına ait bir borç nedeniyle takip yapılması,

Kefaletin geçersiz olduğu iddiası,

Senetteki imzanın inkâr edilmesi,

Borcun bir kısmının bulunmadığının ileri sürülmesi,

Sözleşmenin geçersizliği veya borcun sona ermesi iddiası.

Ancak her durumda uygun hukuki yol menfi tespit davası olmayabilir. Özellikle imza inkârı, kambiyo senetlerine özgü takip ve tüketici uyuşmazlıklarında özel usul kuralları ayrıca incelenmelidir.

3. Menfi tespit davası ne zaman açılabilir?

İİK m. 72 uyarınca menfi tespit davası, borçlu tarafından icra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir.

İcra takibinden önce açılan davada amaç, mevcut olmayan borcun mahkeme kararıyla tespit edilmesidir.

İcra takibinden sonra açılan davada ise borçlu olmadığının tespiti istenir. Bununla birlikte, icra takibi başladıktan sonra menfi tespit davası açılması, takibi kendiliğinden durdurmaz.

Takibin hangi aşamada olduğu, haciz veya satış işlemlerinin bulunup bulunmadığı ve uygulanabilecek geçici hukuki korumalar ayrıca değerlendirilmelidir.

4. Menfi tespit davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme, borcun dayandığı hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.

Örneğin ticari işletmeler arasındaki uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi; tüketici işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda koşulları varsa tüketici mahkemesi görevli olabilir. Genel nitelikteki özel hukuk uyuşmazlıklarında ise asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

Yetki bakımından genel yetki kuralları, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin hükümler ve varsa özel yetki düzenlemeleri dikkate alınır. İİK m. 72'deki özel yetki hükümleri de somut olay bakımından incelenmelidir.

5. Menfi tespit davasında ispat yükü kime aittir?

İspat yükü, kural olarak tarafların ileri sürdüğü iddialara ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.

Genel olarak alacaklı, alacağının dayanağını ve doğumunu ispatlamakla yükümlüdür. Ancak borçlu, borcun ödendiğini, sona erdiğini veya borç ilişkisinin bulunmadığını ileri sürüyorsa bu iddialar bakımından kendisine düşen ispat yükü doğabilir.

Örneğin borçlu, yazılı bir borç belgesine karşı borcun daha sonra ödendiğini ileri sürüyorsa ödeme olgusunu uygun delillerle kanıtlaması gerekebilir. İmzanın inkârı veya kambiyo senetlerine dayalı takip gibi özel durumlarda ise farklı ispat ve inceleme kuralları uygulanabilir.

6. Menfi tespit davası açılması icra takibini durdurur mu?

Hayır. Menfi tespit davasının açılması, tek başına icra takibini durdurmaz.

İİK m. 72 uyarınca, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin tamamen durdurulmasına karar verilemez. Ancak koşulları oluşursa, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebilir.

Bu nedenle dava açmadan önce icra dosyasının aşaması ve talep edilebilecek geçici hukuki korumalar değerlendirilmelidir.

7. Menfi tespit davasında hangi deliller kullanılabilir?

Menfi tespit davasında uyuşmazlığın niteliğine göre farklı deliller kullanılabilir.

Başlıca deliller şunlardır:

Borç sözleşmeleri ve diğer yazılı belgeler,

Banka dekontları ve hesap hareketleri,

Makbuzlar ve ödeme belgeleri,

Senetler ve imza incelemesine ilişkin deliller,

Ticari defter ve kayıtlar,

Elektronik yazışmalar ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş dijital kayıtlar,

Tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi.

Her delilin kabul edilebilirliği, hukuka uygunluğu ve ispat gücü somut olay çerçevesinde değerlendirilir. Özellikle yazılı delille ispat kuralları dikkate alınmalıdır.

8. Menfi tespit davasında ihtiyati tedbir nasıl alınır?

İhtiyati tedbir, dava sonuçlanmadan önce telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla talep edilebilir.

Menfi tespit davasında tedbirin kapsamı, davanın icra takibinden önce mi sonra mı açıldığına göre değişir. İİK m. 72'de bu konuda özel hükümler bulunmaktadır.

Mahkeme, tedbir talebini değerlendirirken yaklaşık ispatı, gecikme nedeniyle doğabilecek zararı ve teminat koşullarını dikkate alır. Tedbir kararı verilmesi otomatik değildir; somut olayın koşullarına göre karar verilir.

9. Menfi tespit davası kazanılırsa ne olur?

İİK m. 72 uyarınca dava borçlu lehine hükme bağlanırsa takip derhâl durur. Kararın kesinleşmesi üzerine, hükmün kapsamına göre ve ayrıca bir hüküm gerekmeksizin icra kısmen veya tamamen eski hâline iade edilir.

Takibin durması ile hacizlerin kaldırılması, paranın geri verilmesi veya icranın eski hâle iadesi aynı aşama değildir. Kararın kapsamı ve kesinleşme durumu birlikte değerlendirilir.

10. Menfi tespit davasında kötü niyet tazminatı istenebilir mi?

Evet. İİK m. 72 kapsamında, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ortaya çıkması hâlinde, kanuni koşullarla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gündeme gelebilir.

Ancak yalnızca davanın kazanılmış olması, otomatik olarak kötü niyet tazminatına karar verilmesini sağlamaz. Takibin haksız olması, alacaklının kötü niyetinin bulunması ve ilgili kanuni şartların gerçekleşmesi önemlidir.

Tazminatın kapsamı ve miktarı, somut olay ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde belirlenir.

İstirdat davası: 10 soru ve cevap · 10 soru
11. İstirdat davası nedir?

İstirdat davası, gerçekte borçlu olmadığı hâlde icra takibi nedeniyle ödeme yapmak zorunda kalan kişinin ödediği paranın geri verilmesini talep ettiği davadır.

İİK m. 72'de düzenlenen bu dava, özellikle borçlu olmadığı bir tutarın icra dosyasına ödenmesi ve paranın tahsil edilmesi durumlarında gündeme gelir.

Örneğin bir kişi, kendisine ait olmayan bir borç nedeniyle başlatılan icra takibinde haciz tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kalmışsa, kanuni şartları varsa ödediği paranın iadesini isteyebilir.

12. İstirdat davası hangi şartlarda açılır?

İstirdat davasının temel koşulu, kişinin gerçekte borçlu olmadığı bir parayı icra takibi kapsamında ödemiş olmasıdır.

Genel olarak şu hususlar önem taşır:

Bir ödeme yapılmış olmalıdır.

Ödenen paranın gerçekte borçlu olunmayan bir tutar olduğu ileri sürülmelidir.

Ödeme, icra takibinin yarattığı cebrî icra tehdidi altında yapılmış olmalıdır.

Kanunda öngörülen süreye uyulmalıdır.

Ödemenin hangi koşullarda yapıldığı ve borcun bulunmadığı iddiasının hangi delillerle kanıtlanabileceği, davanın sonucunu etkileyebilir.

13. İstirdat davası açma süresi ne kadardır?

İİK m. 72 uyarınca istirdat davası, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.

Bu süre, istirdat davası bakımından hak düşürücü niteliktedir. Sürenin başlangıcında icra takibinin başlatıldığı tarih değil, geri istenen paranın ödendiği tarih esas alınır.

Birden fazla ödeme yapılmışsa her ödemenin tarihi ve hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmelidir. Süre hesabında hak kaybına yol açmamak için ödeme belgelerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

14. İstirdat davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın dayandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir. Genel olarak alacak uyuşmazlıklarında asliye hukuk mahkemesi; ticari uyuşmazlıklarda şartları varsa asliye ticaret mahkemesi; tüketici işlemlerinde ise koşulları varsa tüketici mahkemesi görevli olabilir.

İİK m. 72'nin yetkiye ilişkin hükümleri ile genel ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilmelidir.

Ayrıca uyuşmazlığın niteliğine göre dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk şartı bulunup bulunmadığı da incelenmelidir.

15. İstirdat davasında ödenen para nasıl geri alınır?

Davacı, borçlu olmadığı hâlde ödediği paranın kendisine iadesini mahkemeden talep eder. Bunun için ödemenin yapıldığını ve söz konusu tutarın gerçekte borçlu olunmayan bir para olduğunu ispatlaması gerekir.

Dava kapsamında şu belgeler önem taşıyabilir:

İcra dosyasındaki tahsilat makbuzları,

Banka dekontları,

Ödeme emirleri ve takip belgeleri,

Borcun bulunmadığını gösteren sözleşmeler veya diğer belgeler,

Gerektiğinde bilirkişi incelemesi ve diğer hukuka uygun deliller.

Mahkeme davayı kabul ederse, hüküm kapsamında ödenen paranın iadesine karar verilebilir. Faiz talebi de somut olayın koşullarına ve uygulanacak hükümlere göre değerlendirilir.

16. Borçlu olmadığını bilerek ödeme yapan kişi istirdat davası açabilir mi?

İstirdat davasında belirleyici hususlardan biri, ödemenin icra takibinin cebrî icra tehdidi altında yapılmış olmasıdır.

Kişinin borçlu olmadığını bilmesi, tek başına istirdat davası açmasına her durumda engel değildir. Ancak ödemenin niteliği, kişinin hangi koşullarda ödeme yaptığı ve icra tehdidinin bulunup bulunmadığı incelenir.

İcra takibiyle bağlantısı bulunmayan, tamamen serbest iradeyle yapılan bir ödemenin geri istenmesi ise somut olayın özelliklerine göre sebepsiz zenginleşme veya başka hukuki nedenler kapsamında değerlendirilmek zorunda olabilir.

17. İcra takibi sırasında ödenen borcun bir kısmı geri istenebilir mi?

Evet. Kişi, borcun tamamı yerine yalnızca bir kısmından sorumlu değilse veya ödediği tutarın bir bölümü haksız tahsil edilmişse, koşulları varsa bu kısım yönünden iade talebinde bulunabilir.

Örneğin gerçekte 50.000 TL borcu bulunan bir kişiden 80.000 TL tahsil edilmişse, aradaki 30.000 TL'nin hangi hukuki nedenle talep edilebileceği incelenebilir.

Ancak faiz, masraf, vekâlet ücreti ve diğer takip kalemlerinin hukuka uygunluğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. İade talebinin kapsamı, gerçekte borçlu olunmayan tutarla sınırlı olmalıdır.

18. Menfi tespit davası sırasında ödeme yapılırsa ne olur?

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası devam ederken borçlu, icra tehdidi altında borcu ödemek zorunda kalabilir.

İİK m. 72'ye göre, menfi tespit davası sırasında borcun ödenmesi hâlinde dava, kanundaki şartlar çerçevesinde istirdat davası olarak devam eder. Böylece davacı yalnızca borçlu olmadığının tespitini değil, ödediği paranın geri verilmesini de talep edebilir.

Burada ödemenin tarihi, miktarı, davanın aşaması ve talep sonucunun usulüne uygun şekilde ele alınması önemlidir.

19. İstirdat davası ile sebepsiz zenginleşme davası arasındaki fark nedir?

Her iki dava da belirli koşullarda haksız şekilde elde edilen bir malvarlığı değerinin geri verilmesini amaçlayabilir. Ancak hukuki dayanakları ve şartları farklıdır.

İstirdat davası

Sebepsiz zenginleşme davası

İİK m. 72 kapsamında düzenlenir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddelerine dayanır.

İcra takibi ve cebrî icra tehdidi altında yapılan ödeme önemlidir.

Haklı bir sebep olmaksızın gerçekleşen zenginleşme esas alınır.

Özel bir yıllık hak düşürücü süre uygulanır.

TBK m. 82'deki zamanaşımı süreleri uygulanır.

İcra takibinin özellikleri ve ödeme koşulları önemlidir.

Zenginleşme, yoksullaşma ve hukuki sebebin bulunmaması gibi koşullar incelenir.

Hangi davanın açılacağı, paranın nasıl ve hangi hukuki ilişki kapsamında ödendiğine göre belirlenmelidir.

20. İstirdat davası kazanılırsa faiz ve yargılama giderleri de talep edilebilir mi?

Evet. Davacı, koşulları varsa ödediği paranın yanında faiz ve yargılama giderleri konusunda da talepte bulunabilir.

Faizin hangi tarihten itibaren işleyeceği; ödemenin niteliğine, borçlunun temerrüde düşürülüp düşürülmediğine, ilgili kanuni düzenlemelere ve dava kapsamına göre belirlenir. Faizin ödeme tarihinden itibaren her durumda otomatik olarak işleyeceği varsayılmamalıdır.

Mahkeme, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda da yürürlükteki mevzuata ve kararın sonucuna göre hüküm kurar.

Konunuzu avukatla değerlendirin

Danışmanlık ücretlidir. Randevu oluştururken ödeme alınmaz.

Online randevu → · İletişim → · İcra ve İflas Hukuku soru-cevap →